Vasisi Olan Kişi Neler Yapamaz?
Giriş: Vesayet Kurumu ve Koruma Amaçlı Bir Düzenleme
Vesayet (veya kısıtlılık) uygulaması, bireyin sağlığı, yaşlılığı, akıl yetersizliği, kötü malî yönetim gibi nedenlerle kendi hukukî ve ekonomik işlerini güvenli şekilde yürütemediği durumlarda, mahkeme tarafından atanan bir “vasi” aracılığıyla haklarının korunmasını hedefler. ([International Law Firm in Turkey][1]) Bu düzenleme, toplumun hem bireyin haklarını koruma sorumluluğu hem de bireyin hürriyetlerini sınırlama gerekliliği arasında hassas bir denge kurar. Bu bağlamda, “vasisi olan kişi”nin neler yapamayacağı da hukukî olarak açıkça tanımlanmıştır.
Vesayet Altındaki Kişinin Hukukî ve Malî Yetkilerinin Sınırları
Temyiz, dava açma, vekâlet verme gibi haklar
Vesayet kararının ardından, vesayet altındaki kişi — vasi atanmadan — kendi başına hukuki işlemler yapamaz. Örneğin, dava açma, kanun yollarına başvurma, vekâletname verme gibi haklar vasiye devredilir. ([Usta Yemek Tarifleri][2]) Bu durum, kişinin hukuki temsil yetkisinin kısıtlandığını gösterir; kişi kendi adına dava açılamaz, kendi hukuki menfaatlerini tek başına savunamaz.
Mali tasarruflarda bağımsızlık yoktur
Vesayet altında olan kişi, banka hesabı açma, mal satışı, satın alma, önemli sözleşme yapma gibi malî tasarrufları kendisi gerçekleştiremez. Bu tür işlemler ancak vasinin izni ve çoğu zaman mahkeme onayı ile mümkündür. Özellikle taşınmaz, araç, büyük ölçekli mal varlığı ile ilgili satış veya devretme işlemleri yüksek denetim altındadır. ([Avukat Ozan Soylu][3])
Ayrıca, vasi — vesayet altında olana kefil olamaz, onun adına vakıf kuramaz veya bağış yapamaz. Bu işlemler yasalarla yasaklanmıştır; denetim makamlarının izni olsa dahi gerçekleştirilemez. ([İlkay Hukuk Bürosu][4])
Kendi adına vekâletname verme — temsil yetkisi devri — mümkün değildir
Vesayet altındaki kişi, vasi atanmadan temsil yetkisi verecek yetkiye sahip değildir. Başka bir ifadeyle, kendi adına başkalarına vekâlet veremez, hukuki temsil yetkisini devredemez. Bu da — dava açma, kontrat imzalama vb. — birçok temel hukuki hakkı kullanamamak demektir. ([Usta Yemek Tarifleri][2])
Vesayetin Tarihsel ve Akademik Arka Planı
Vesayet kurumunun kökeni, toplumun zayıf bireylerini koruma gerekliliğinden gelir. Zamanla modern hukuk sistemlerinde, bu koruma hem bireysel hak ve özgürlük ihlallerine karşı tedbir hem de mal varlığı yönetiminin güvence altına alınması amacıyla kurumsallaşmıştır. Günümüzde ise vesayet uygulamaları hem akademik hem pratik boyutta tartışma konusu: “Koruma” ile “bireysel özerklik” arasındaki denge nasıl kurulmalıdır?
Bazı hukukçular, vesayetin koruyucu yönünü vurgularken; bazıları fazla müdahaleci olduğu, bireyin mahremiyetini ve karar alma özerkliğini aşırı kısıtladığı eleştirisinde bulunur. Özellikle yetişkinlerde — yaşlılık, hastalık, malî zorluk gibi durumlar dışındaki — vesayet uygulamalarında, bireyin kendi iradesinin ve onurunun korunup korunmadığı sorusu önem kazanır.
Hukuki literatürde; vesayetin atandığı kişilerin mahkûmiyeti, hastalıkları veya bağımlılık gibi somut gerekçelere dayanması gerektiği savunulur. Gereksiz veya keyfî vesayet uygulamaları, bireysel hakların ihlali olarak görülür. Bu da vesayet kararlarının mahkemelerce dikkatli, titiz ve hak temelli alınması gerektiğini gösterir.
Toplumsal Ve Bireysel Etkileri — Neden Bu Sınırlamalar Var?
Vesayet sistemindeki bu kısıtlamalar — bireyin iradesi ne olursa olsun — koruma amacı taşır. Çünkü vesayet kararı verilen kişiler, çoğu kez karar alma kapasitesinde azalma, yanlış yönlendirilme veya suiistimal riski taşımaktadır.
Toplum açısından bakıldığında, vesayet kurumu zayıf bireyleri koruyarak toplumsal adaleti ve sosyal güvenliği sağlar. Hukuken korunmasız bırakılan bireylerin haklarının kötüye kullanılmasının önüne geçer. Ancak bu koruma, bireyin özerkliğini kısıtlar; bu da adeta hukuki bir “çocuklaştırma” riski doğurur.
Bu nedenle akademik tartışmada dengeli bir yaklaşım önerilir: Vesayet olgusu salt bir “korumadan” öte, “gereklilik değerlendirmesi” ile uygulanmalı; kişisel irade, onur ve özerklik mümkün olduğunca korunmalıdır.
Sonuç: Vasisi Olan Kişi — Ne Yapamaz, Ne Yapmalıdır?
Vesayet altındaki kişi, kendi başına hukuki ve malî işlemler yapamaz; dava açamaz, vekâlet veremez, alım satım yapamaz, kefil olamaz, vakıf kuramaz, bağış yapamaz. Bu sınırlamalar, hem mal varlığını korumayı hem de kişinin menfaatlerini güvence altına almayı amaçlar.
Ancak bu koruyucu önlemler, bireysel özerkliği kısıtlamak anlamına da gelir. Bu nedenle vesayet kararlarının gerekçeleri, kişinin durumu ve toplumsal etik göz önünde bulundurularak — gerektiğinde kısıtlama değil destek esaslı — uygulanmalıdır.
Vesayet kurumu, zayıfların korunması kadar, bireyin onurunun ve iradesinin korunması için de dikkatli ve adil biçimde işletilmelidir.
[1]: “Legal Guardianship in Turkish Law – Pi Legal Consultancy”
[2]: “Vasisi olan kişi ne yapamaz? – ustayemektarifleri.com”
[3]: “Can the Guardian Sell the Ward’s Real Estate Under Turkish Law?”
[4]: “Kimler Vasi Olur, Kimler Olamaz 2026? – Miras Hukuku Avukat Danışma Ankara”